Search
Generic filters
Exact matches only

Güç Mevsimi Romanına Eleştiri!

8 2 ay önce

 

ÖNEMLİ NOT: BİRAZDAN OKUYACAKLARINIZ SPOILER İÇERİR!

Eleştiri yazıma öncelikle kitabın kapağıyla başlamak istiyorum. Kapakta kırmızı elbiseli bir kadın portresi mevcut. Göğüs dekoltesine kadar uzanan bir kartal pençesi motifine iliştirilmiş, inci tanesi şeklinde bir kolye, göğüslerin arasından adeta göz kırpıyor. Bu görselin hemen altına ise sloganvari bir şekilde “Güç en etkili afrodizyaktır!” yazısı iliştirilmiş. Her açıdan dikkat çekici; okuru hemen alıp okumaya teşvik eden, zekice tasarlanmış bir kapak olduğunu kabul etmeliyim. Kitabın, oldukça akıcı bir dili var. Bu sayede okuru hemen içine çekiyor ve okurken neredeyse hiç sıkılmıyorsunuz.

Kurgusunda ise; son yıllarda popüler olan ve epey uzunca bir süre daha popülerliğini koruyacak gibi görünen bir konu seçilmiş: “Dünyayı yöneten” bir avuç azınlık ve bu azınlığın bileşenleri olan aileler… Petrol ve finans şirketleriyle dünyanın kontrolünü elinde bulunduran; paranın efendisi, piramitin en yukarıdaki ismi Richard Hampton, artık yaşlandığına ve koltuğunu genç ve güzel torunu Emma’ya bırakması gerektiğine karar verir. Bu hususta, şirketler grubunun CEOsu Daniel’den, torunu Emma’ya eğitim vermesini ister. Daniel ve Emma arasında hızla alevlenen aşk, göstermelik bir ihanetle yine hızla söner. Gücü elinde bulundurmak uğruna, birbirlerini yok etmeye tereddüt etmeyen bir avuç insanın; hırsları, entrikaları ve kirli oyunlarının gölgesinde aşkın yeşermiş olması bile bir mucizedir.

Final acı bir katliamla taçlanır. Ancak yazar, okurlarına aslında ana karakterin ölmediğine, emin ellerde olduğunu işaret eder. Kitapta oportünizim vurgusu oldukça kötümser bir yaklaşımla ele alınmış… Gelelim yorum kısmına… Kitap kapağında, dünyayı asıl yönetenin erkekler değil kadınlar olduğu vurgulanmak istenirken, farkına varılmadan, dünyanın kadın bedeni ve porno sektörü üzerinden yönetildiği vurgulanmaktadır. Kurguya dönecek olursak; dünyayı yöneten, ülkelerin istihbarat teşkilatlarında söz sahibi, hatta İngiltere kraliçesi Elizabeth’ in de ahbabı olan, Richard Hampton’ ın sahibi olduğu şirketler grubunun CEO’luğuna getirdiği Daniel’ in aslında bir Rus casusu oluşunu farketmemiş olması. Yine mantık dışı bir şekilde tek varisi, biricik torunu Emma ile, biricik CEO’su Daniel’in aşk yaşamaları için var gücüyle lojistik destek sağlaması(!) oldukça ham ve derinliği olmayan yüzeysel bir yaklaşım gibi duruyor.

Kitabın 154. Sayfasında “Ayahuasca ayini ” şeklinde bir tabir kullanılmış. Şamanların, çeşitli ayinlerde iki bin yıldan beridir kullanmakta oldukları çayı, ayinin ana teması, merkezi olarak lanse etmek yazarın bu konuda ya hiç araştırma yapmadığını ya da yeterli bilgiye sahip olmadığını gösteriyor. Şaman ayinlerinde, kimi zaman öte aleme geçmiş olan ruhlarla bazen de bedensiz varlıklarla iletişim kurma ritüelinin gerçekleştirildiğine inanılır. Bir çeşit ruhsal yolculuktan söz edilir. Ne şamanlarca ne de şamanlığa vakıf kişilerce ” Ayahuasca ayini ” terimi kullanılmaz. Bilinir ki, bu terim ayini tanımlamak şöyle dursun, ayini ritüeli hiçe saymaktan öteye geçmez.

Yine kitabın 202. Sayfasında, dünyayı yöneten Amerika’lı karakterimiz Richard Hampton, torunu Emma’ya “doğru insan” tanımına dair yaptığı derinliksiz konuşmanın sonunu, “İşte ben, rahmetli babaannenle tanıştığımda böyle oldu.” Cümlesiyle bağlaması kelimenin tam anlamıyla okuyucuda bir soğuk duş etkisi yaratmaktadır. Dünya ekonomisini ve siyasetini yöneten, Avrupa’lı soy ağacına sahip bir adamın, “Rahmetli” ve “Babaannen” gibi ifadeleri kullanması, karakterin yazar tarafından özümsenmediğini ve yazarın farkında olmadan kendi coğrafyasının halk dilini, Amerika’lı bir karakterde dile getirmesi tezatlık olduğunu gösterir.

Bir de kitapta bolca alıntılar mevcut. Spinoza, Suat Hayri Küçük, Mark Twain, Siegbert Tarrasch, Konfüçyüs, Schopenhauer, Machiavelli, Paul Geraldy, Winston Churchill, Shakespeare, Oscar Wilde gibi isimlerden bolca alıntılar yapılmış. Bu kadar çok alıntı yapılması, bir okur olarak kitabın kurgusuna odaklanmamı yer yer engelledi. Tam alıntı bonkörlüğünü sindirmeye çalışıyordum ki kitabın finalinde şöyle bir kısımla karşılaştım:

Esinlenilen Kaynaklar;

Edith Hamilton, Mitologya, Varlık Yayınları (1964)

Ergün Diler; https://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/arsiv Ertan Özyigit, Kayıt Dişi; https://www.yirmidort.tv/aktuel-prog: ramlari /kayit-disi/?hid-1037228

Mahir Kaynak, Yeni Dünya Düzeni, Profil Yayınları (2013) Daniel Yergin, Petrol, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (1995)

Henry Kissinger, Dünya Düzeni, Boyner Yayınları (2016) Yuval Noah Harari, 21. Yüzyıl için 21 Ders, Kolektif Kitap Yayınları (2018)

Robert Greene, Iktidar, Altın Kitaplar (2000)

Svetlana Aleksiyeviç. Ikinci El Zaman, Epsilon Yayınları (2016) David Rockefeller, Memoirs, Random House Publishing Group (2003) Marquis de Sade Yatak Odasında Felsefe, Ithaki Yayınları (2015)

Marquis de Sade, Erdemsizliğe Övgü, Çiviyazıları Yayınevi (2003) Ashlee Vance, Elon Musk, Buzdagi Yayınevi (2018)

Ron Chernow, Titan, Rondom House (1998) “Iktidar Insanı Bozar mı?”, Alfa Psikoloji Destek Merkezi (http://www.alfapsikoloji.com/hizmetler/iktidar-insani-bo zar-mi-s 4488025057 html).

Kitap bittiğinde ise bir okur olarak şu soruyu sormadan edemiyor insan. “Acaba, bu kadar alıntıyı çıkarırsak ve bunca kaynaktan esinlenilmeseydi eğer; ben tam olarak ne okumuş olacaktım?”

Yazara, dünya edebiyatından, felsefeden, siyasi tarihten ve yeni dünya düzeninden kucak dolusu esintiler diliyorum. Esintileri daim olsun.

ELEŞTİRİ YAZARI:  Dark Passenger

8 yorum

  1. Serdal aydmir

    Kitabı bende okudum buralı gibi ağır bir eleştiriyi haketmediğini düşünüyorum bu eleştiri yazınızı biraz insafsızca buluyorum Yasemin hanım yalnız değildir.

  2. m.gönen

    Merhabalar, bu kitabı çok severek okudum. Yaptığınız yorumun tamamen özellikle kitabı aşağı çekmek için yazılmış bir yorum olduğunu söyleyebilirim. Şu memlekette bir şey iyi olup ta aşağı çekilmesin!Meyve veren ağaç hep taşlanır! Porno dediğiniz kapak Carmendir. Yazar bunu detaylı şekilde kitabın içindede aktarmıştır. Ayrıca siz Ayahuasca ayinine her gün katılıyor gibi çok detaylı anlatmışsınız! O çayı o aleme daha kolay geçebilmek için kullanırlar ki keza o aleme geçebilmenin en etkili yoluda ayahuasca bitkisinin çayıyla oluyor. 3. gözünü en kısa yoldan aktif hale getiren dmt yi pik yaptıran madde ayahuasca bitkisidir. Bu konuya merakım var ve detaylı araştırma yapmışlığım var, ayrıca tıp okudum o yüzden o aleme nasıl bir zihin yapısıyla geçtiklerini çok iyi biliyorum. Ki bu eleştiriyi yaparken keşke siz biraz daha araştırsaydınız. Hangi romanın içinde bir yazar göğsünü gere gere kaynak yazıyor söyler misiniz? Bunu yargılamak yerine yazarı takdir etmeliydiniz, kimsenin hakkını çalmadığı için keza bu dönemde herkes herkesin hakkını çaldığı için! Ayrıca sizin porno olarak nitelendirdiğiniz şey tamamen bakış açısıdır. Göğüs bir seks objesi değil gücü, analığı,doğurganlığı vurgular. Evet kadınlar bu bakımdan güçlüdür, çünkü tohumu büyütüp dünyaya getiren şey KADINDIR. Keşke kitabı eleştirmek için eleştirmeyip içinde yatan felsefeyi anlamaya çalışsaydınız. Ayrıca neden yorumlarınızı nick nameler ile yazıyorsunuz, yorumunuzun arkasında gerçek bir karakter ile durmanızı dilerim. *Bu yorum https://www.turkyazarlar.com sitesi tarafından eleştirmene iletilmiştir*

  3. m. gönen

    Ayrıca kitapların hepsi esinlenme üzerine yazılır, kimse yoktan bir şey var etmiyor! Önemli olan o değerli esintilere bir şeyler ekleyerek yazabilmek.İnsanlar kaynak yazmadığı için siz onların gerçek hayal dünyaları olduğunu sanıyorsunuz 🙂

  4. Çiğdem

    Kitabı okurken acaba sadece porno diye nitelendirdiğiniz aşk sahnelerine mi takıldınız bilemedim. Kitap günümüz dünyasını en sade dille anlatılmıştır. Bence tekrar okumalısınız. Esinlenmek konusuna gelince bu bir klasikler kitabı DEĞİL roman. Kaldı ki her kitapta alıntı örnekleme kaynak gösterme ve esinlenme vardır. Günümüz kitaplarının hepsinin bir yerinde aşk var o zaman hepsini sizin bahsettiğiniz şekilde mi yorumlayalım. Lütfen kitapları okurken ana konu üzerinden okumaya devam edin ki yazarlarımız ne anlatmış ne mesaj vermiş anlayalım.

  5. Safir

    Kitabı bende okudum. Bahsettiğiniz seyler olması gereken şeyler degil mi zaten ? Yazar ile hic uyuyorum konuştunuz mu ya da konuşmak için uğraştınız mı? Yazara bir sorsaydınız keşke burada neden böyle yaptınız diye. Sorduktan sonra eğer sizi tatmin etmediyse böyle bir eleştiride bulunabilirdiniz. Bir noktaya doğru değinmişsiniz ama onun dışında yazdiklariniz ön yargı temeli olusturmus. Lutfen daha fazla araştırarak incelemenizi yapın.

  6. Fatma

    Düşüncelerinize katılmıyorum. Çok güzel bir kurgusu olan kitaptır. Alıntıların çok olması niye kötü olsun bunu anlayamadım. Bir çok yazar bunu yapıyor. Bu kitap bu kadar ağır estiriyi hak etmiyor.

  7. Pınar

    Ben kitabı okudum, yazarın yazım dili gayet iyidi, çabuk okunan, sıkılmadan devam edebilen bir kitaptı, yani kısacası olumsuz eleştirileri hak etmeyen bir kitaptı 🙂

  8. Cadı

    Eleştirinizi gülerek okudum diyebilirim. Hatta ben biraz fesat biriyimdir ve şu eleştiriyi sırf kasıtlı maksatla kitabı aşağı çekmek adına yaptığınızı bile düşünüyorum. Yazara ve kitabına kastınız nedir merak ettim doğrusu Kitap hakkında gerçek yorum okumak isteyenler! instagramdan #güçmevsimi hastagiyle kitabı aratıp yorumları okuyabilirsiniz. Sayfa ismimi reklamını yapıyor diye düşünülmesin diye belirtmiyorum ama mutlaka yorumuma denk geleceksiniz orada. Okuyan biri hatta kitabın ana temasını kavrayabilmiş olduğumu düşünerekten bu kitaba bu eleştiriyi yakışık bulmuyorum. Hatta keşke film olsa da izlesem diyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1.
avatar
Editor
28610 points